İlk Tanışmada Hangi Çiçek Kullanıldı?
Kayseri’nin o soğuk sabahında, ilk kez karşılaştığımızda her şey ne kadar da sıradandı gibi gelmişti. Ama sonra, o anı düşündükçe, sanki bir filmi izler gibi her detay netleşti. Bir çiçekle başlayan bir hikâyenin, hayatta ne kadar önemli olabileceğini hiç tahmin etmezdim. Ama işte, bir çiçek, birkaç kelime ve birkaç bakış… hepsi bir araya gelince, o ilk tanışma bambaşka bir anlam kazandı.
—
İlk Tanışma: Heyecan ve Gözlerindeki Hüzün
O gün, Kayseri’nin en güzel kahve dükkanlarından birinde, her şeyin sıradan başlayacağına inanmıştım. Bir kafede buluşacaktık, bir kahve içip, belki biraz sohbet edecektik. Ama o ilk görüşme, benim için o kadar farklı oldu ki…
Kendimi pek hazır hissetmiyordum. Hani insan bazen, beklediği şeyin ne kadar sıradan olduğunu sanır ya, o an ben de öyleydim. Ama onun gözlerine bakınca, her şeyin değişeceğini hissediyordum. Biraz gergindim, biraz utangaçtım. Anlamazsanız, şu anki halimi de düşünün, bir yanda kahvemi yudumlarken, diğer yanda içimde bir sürü düşünce birbirine karışıyor. Ama o an, her şey dışarıda kalan detaylardan çok farklıydı.
Beni beklediğini fark ettiğimde, önce derin bir nefes aldım. Sonra, o an ne düşündüm, bilmiyorum ama kalbim hızlı çarpmaya başladı. Bu, ilk tanışma anıydı ve yine de çok bilindikti. Ama o bakış, bana bir şeyler fısıldıyordu. Bir çiçek, o anı hatırlamamı sağladı.
—
Çiçek: Bir Başlangıcın Simbolü
İlk tanışmamızda bana verdiği çiçek, o kadar basit ama o kadar anlamlıydı ki… Birkaç beyaz lilyum. Başka bir çiçek olabilirdi, mesela kırmızı güller… Ama o beyaz lilyumlar, saflığı ve temizliği simgeliyordu. Beyaz, her şeyin başıydı. Lilyumlar ise derin bir anlam taşıyor, yavaşça büyüyüp açan çiçekler gibi… Bizim hikâyemiz gibi, belki de.
O çiçeği almak, ne kadar da garip bir his uyandırmıştı bende. “Beyaz lilyumlar” demek, aslında neyi temsil ederdi? Bir başlangıcı mı? Yoksa, belki de bir umut ışığını mı? İçimde bir şeyler kıpırdamaya başlamıştı. O an, her şeyin sadece basit bir çiçekten ibaret olmadığı, o anın bir dönüm noktası olabileceği fikri kafamda yankılandı. Kendisini anlatırken o kadar samimiydi ki, sadece çiçeği değil, hislerini de bana armağan ettiğini düşündüm.
—
Sohbet: Kısa ama Derin
Kahvemizi içerken sohbetimiz başladı. Her şey normal gibi görünüyordu. Ama her kelime, her gülüş, her bakış başka bir dünyayı işaret ediyordu. Konuşmalarımızda bir rahatlık vardı, bir uyum. Sanki çok uzun zamandır tanışıyormuşuz gibi bir hava vardı. O beyaz lilyumlar, o kadar doğal bir şekilde aramıza girmişti ki, ilk başta ne hissettiğimi tam anlamadım. Hani, birini ilk gördüğünde, gözlerinize bakarken ya da sesini duyarken kalbiniz hızlı çarpmaya başlar ya… İşte o an her şey o kadar normaldi ki, o basit çiçek bile bir anlam taşıyordu.
Beyaz lilyumların, bana gösterdiği şey sadece bir güzellik değil, aynı zamanda güven duygusuydu. Bir çiçek, başlangıcın, yeni bir sayfanın simgesi haline gelmişti. “Belki de her yeni başlangıç, bazen tek bir çiçekle olur,” diye düşündüm.
—
Sonra Ne Oldu?
O günün sonunda, çiçeği hala elimde tutuyordum. Beyaz lilyumlar öyle zarifti ki, onlara bakmak, bir anlam taşıyordu. Ama asıl anlamı neydi? Bizim hikâyemizdi. O çiçek, sadece bir hediyeden fazlasıydı; bir his, bir umut, bir başlangıçtı.
Herkesin hayalinde bir çiçek vardır, bazen o çiçek sadece bir görselin ötesindedir. Lilyumlar, bana sadece temizliği değil, aynı zamanda bir duygu yoğunluğunu da hatırlatıyordu. Birini tanımaya başladığınızda, o çiçekle birlikte, hayatınıza giren her yeni şeyin aslında ne kadar değerli olduğunu fark ediyorsunuz.
O gün, elimdeki çiçekle eve dönerken, belki de hayatımda bir şeylerin değişmeye başladığını hissettim. Beyaz lilyumlar, bana sadece güzel bir ilk tanışma değil, aynı zamanda içimdeki umut ışığını gösterdi. Ve o çiçek, hâlâ bir anı olarak kaldı; ilk tanışmamızda kullanılan o özel çiçek, her zaman hatırladığım bir başlangıç simgesiydi.