Mülk Suresi 27. Âyette Verilmek İstenen Mesaj Nedir? Hayat, Ölüm, ve O ‘Küçük’ Gerçekler
Giriş: Bazen Ciddi Olmak Gerekir… Ama Ciddi Olmaktan Nefret Ediyorum
Herkesin hayatında öyle anlar vardır ki, biri ciddi bir şey söylemeye başlar, gözlerini kısıp düşünceli bir ifadeyle sizi süzer ve birden içsel bir savaş başlar. “Şimdi ne yapacağım? Ciddi mi olsam, espri mi yapsam? Ne yapmalıyım, biraz gülsem mi?” İşte bu, benim hayatımın her günü. İzmir’de yaşayan 25 yaşındaki bir genç yetişkin olarak, günlük hayatımda sık sık kafam karışıyor. Bir tarafta sürekli şaka yapan, eğlenceli bir arkadaş olmak istiyorum, diğer tarafta ise dünyayı biraz fazla düşünüp her şeyi sorgulayan bir yanım var.
Ve şimdi, Mülk Suresi 27. âyet üzerine konuşacağız. Benim gibi kafa karışıklıklarıyla dolu bir insan için bu, tam bir zihin jimnastiği. Ama merak etmeyin, şaka yapmadan yapamam. Bu yazı da hem derin düşüncelerimi hem de mizahi bakış açımı taşıyacak. Kısa bir diyalogla başlamak gerekirse:
Ben: “Arkadaşlar, ciddi bir şey söyleyeceğim.”
Arkadaşlar: “Hah, tamam, ciddi olmak zorunda değilsin, zaten gülüyorsun!”
Ben: “Ama bu sefer ciddi. Mülk Suresi’nde bir âyet var. Çok önemli bir şey anlatıyor.”
Arkadaşlar: “Ya yine ne saçmalıyorsun, biz de ciddiye alıyoruz da…”
Yine ciddiye almadılar. Ama işte hayatımda bir şey var: Ciddi olduğumda, komik olurum. Bu yazıda da aynı şeyi yapacağım, hem derin hem de komik bir şekilde Mülk Suresi 27. âyeti inceleyeceğim.
Mülk Suresi 27. Âyet: Nedir O Korkutucu Mesaj?
Öncelikle, Mülk Suresi 27. âyet ile başlamak gerekirse, anlamı biraz ciddi ama gerçekten çok önemli bir mesaj veriyor. Âyetin meali şu şekilde:
“O gün, kafirler ateşe sunulacakları zaman, onlar ateşi gördüklerinde korkudan başları yukarıya doğru kalkar, korkudan titreyip “Bize geri gönderilsek de doğru dürüst işlesek” derler.”
Bu âyet, basitçe şu gerçeği anlatıyor: İnsanın başına ne geleceğini kimse bilemez. Biraz daha açarsak, ölüm ve sonrası, gerçekte ne olduğunu bilmediğimiz, kesinlikle düşündürmesi gereken bir mesele. Kafirlerin, ahirette ateşe sunulduklarında başlarına gelecek olan korku ve pişmanlık, aslında hayatın ne kadar kırılgan ve belirsiz olduğunu simgeliyor. Ama hepimizin bildiği gibi, ölüm sonrası ve hesap verme duygusu, hayatımızı derinden etkileyen bir şey.
İşte burada benim içsel savaşım başlıyor: Bu yazı hem çok ciddi hem de… nasıl esprili olabilir ki? Kafamda bin bir soru, bir yandan felsefi bir bakış açısı oluşturuyorum ama bir yandan da “Vallahi yazarken ne kadar ciddiyim ama bu kadar derinliği nasıl anlatacağım?” diye düşünmeden edemiyorum.
İç sesim: “Düşün, Cem. Kafayı takma, biraz espri kat, yine samimi ol. Sonuçta hayat da böyle değil mi?”
Hayatın Ciddiyetiyle Şaka Yapmak
Evet, tamam. Hayat gerçekten ciddi bir konu ama bazen küçük şeyler de bu ciddi konuları anlamamıza yardımcı olur. Mesela, kahvaltı yapmak gibi… Düşünsenize: Kahvaltı yapmadan bütün bir gün geçirmek, resmen hayatı küçümsemek gibi bir şey! Ama ya ondan sonra birden düşünsene: Eğer ölüm ne zaman geleceğini bilseydik, ne olurdu?
Hadi, biraz daha kafanızı karıştırayım:
Bir sabah uyanıyorsunuz, kahvenizi içiyorsunuz, işte o an belki hayatın tüm gerçeğini bir şaka gibi hissediyorsunuz. Hadi, biraz espri yapalım: Eğer hayat bu kadar kısa olmasaydı, bir sabahları hala o karamsar suratla uyanır mıydık? Birçok insan sabahları ilk iş olarak telefona bakmak yerine, bir kahve içip, insanlarla sohbet etse, dünyada her şey daha güzel olurdu! Ama biz insanız ve bazen insan olmak da gerçekten zordur. Zaten Mülk Suresi’nin 27. âyetinde de vurgulanan şeyin temelinde bu var: Bir zamanlar yaptıklarımıza, söylediklerimize ve yapmadıklarımıza karşılık vereceğiz.
O “Korkunç” Mesajı Anlamak: Ya O Korku Gerçekten Var mı?
Gelin, şimdi biraz daha derinleşelim. O korku var mı? Veya gerçekten o korku, Mülk Suresi’nin 27. âyetinde anlatıldığı gibi olacak mı? Açıkçası bilmiyorum, ama şu kadarını biliyorum: Eğer o korkuyu yaşamadan önce fark edebilseydik, belki de hayatı daha farklı yaşardık. Yani şöyle düşünün: Bize hayat boyunca bir mesaj geliyor, o mesajın başlığı şu: “Hayatını bilerek yaşa, aksi takdirde pişmanlık seni bekliyor!” Ama tabii ki kimse bunu ciddiye almaz, çünkü hepimizin içinde biraz da olsa erteleme ve tembellik var. Hadi itiraf edelim, çoğumuz “Yarın yaparım” demekten memnunuz.
İç sesim: “O kadar derin oldum ki… Ama burada eğlenceli bir şeyler de olmalı!”
Evet, işin komik kısmı burada başlıyor. O korku, o pişmanlık, aslında her an biraz da kendimizi kandırmamızdan kaynaklanıyor. Herkesin yaptığı o “Yarın yaparım” numarası aslında büyük bir ilüzyon. Kimseye hayatta kesin bir şey garantisi yoktur, ama insan her zaman o “geri dönüşü” bekler. Bunu düşünürken, fark ettim: “Yani, Mülk Suresi 27. âyetinde bahsedilen korku, bizlerin her gün yaşadığı küçük ‘yapmam gereken şeyleri erteleme korkusu’na benziyor.”
Sonuç: Ciddi Bir Mesaj ve Biraz Mizah
Sonuçta, Mülk Suresi 27. âyetin verdiği mesaj gerçekten çok derin: Hayatımızı ciddi şekilde yaşamazsak, pişmanlık sonradan bizi bulur. Bu, hem dini hem de günlük hayattaki tavsiyelere dayanır. Ama şunu unutmayalım, işin içinde mizah da var: Ciddi olduğumuzda, küçük şeylerin bile anlamı vardır, ama bazen gülüp geçmek de bizi daha anlamlı bir yere götürür.
Ve benim gibi bir insan için (yani hem ciddi düşünüp hem de espri yapmayı seven biri), bu mesajı hem ciddi hem de komik bir şekilde almak önemli. Çünkü hayatın sonunda, kimse son nefesini verirken “Keşke daha çok ciddiye alsaydım” demek istemez. Ama belki de “Keşke biraz daha çok gülseydim!” demek çok daha iyi olurdu, kim bilir?
—
Yani, kısaca, hayat ciddidir, ama bazen onun içinde bir parça espri yapmak, o ciddiyeti anlamamıza yardımcı olabilir. Ve bu yazının sonunda, belki de tek söylemem gereken şey: Her şeyi ertelemeyin ve hayatı, bazen biraz gülerek, bazen biraz düşünerek yaşayın.